Hareketin başına geçmemizin zamanı geldi, aksi takdirde imparatorluk anarşiye yenik düşecek. Philipp Scheidemann

II) DEVRİM SÜRECİ

3) HER DEVRİM KENDİ ÇOCUKLARINI YER

 

Berlin’de giderek kızışan iktidar mücadelesinde Ebert yönetimi ve eski müesses nizamın sivil ve özellikle askerî elitleri arasındaki ittifak her iki taraf için de hayati önem kazanıyordu.

 

İKTİDAR MÜCADELESİ VE KARDEŞ KAVGASI ARASINDA

 

Almanya Devrimi’nin başında, Kasım 1918’de yaşananlar, iktidar savaşında karşı karşıya gelen sağ ve sol sosyal demokratlar arasındaki iktidar savaşının saflarını iyice netleştirmişti. Çok büyük kitlesel desteğe, güçlü ve yaygın bir örgütsel yapılanmaya ve eski müesses nizamın artıklarıyla kurduğu ittifak sayesinde iktidar olma şansına sahip olan SPD-Çoğunluk yönetimi, Friedrich Ebert önderliğinde, sokakta giderek güçlenen ve radikalleşen sol-sosyal demokratları, iktidar mücadelesindeki en büyük rakibi olarak görüyordu. Bağımsız-SPD üyesi olan veya olmayan devrimci işyeri temsilcileri ve özellikle Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg önderliğindeki Spartakistlerin, hükümetin tüm çabalarına rağmen sokağı terk etmemekteki kararlılığı ve işçi-asker konseyleri cumhuriyeti konusundaki ısrarı, bu mücadelenin zorlu geçeceğini gösterse de kardeş kanı dökülmemesi konusunda o sırada herkes kararlı görünüyordu. Nitekim devrimin ilk günlerinden beri sokak göstericilerinin hassas olduğu konulardan biri de buydu ve bu hassasiyet SPD-Çoğunluk tarafından, sokaktakileri Bolşeviklere uymayarak evlerine göndermek için bir araç olarak kullanılıyordu…

 

Ancak SPD-Çoğunluk tarafından kurulmak istenen temsili parlamenter demokrasiye karşı olanlar sadece radikal sol göstericiler değildi; bir bütün olarak Bağımsız-SPD’nin sol kanadı, hem konseylerde ve hem de hükümette yer alan üyeleri aracılığıyla konseyler rejimi konusunda ısrarını sürdürüyordu… Gerçi Kasım ayında Berlin’de yapılan ilk büyük konseyler toplantısında (Tüm Berlin İşçi ve Asker Konseyleri Kongresi/Meclisi, Vollversammlung der Berliner Arbeiter- und Soldatenräte) SPD-Çoğunluk yönetimi bu muhalefete karşı açık ara üstünlük kurmuştu ama nihai bir zaferden söz etmek için çok erkendi. 16 Aralık 1918’de yapılması kararlaştırılan ve Almanya çapında katılım beklenen Almanya İşçi ve Asker Konseyleri Kongresi (Der Reichskongress der Arbeiter- und Soldatenräte) bu konuda asıl karar verici merci olacaktı.

 

Bu sırada müesses nizamın kenara çekilmiş görünen elitleri, geçen yazıda belirttiğim üzere, siyasi yaşamda yeniden örgütlenerek toparlanmaya çalışırken, askerî elit ise sokakta kontrolü yeniden ele geçirmek için sessiz sedasız hazırlıklarını sürdürüyordu. Bu konuda cepheden dönen ordu artıklarına güvendikleri gibi her ihtimale karşı paramiliter milisler de oluşturuyorlardı. Ülkenin değişik yerlerinde, ordu yönetiminin kontrolü altında oluşturulan ve büyük sermayedarların desteğiyle donatılarak yeni üniformalar giydirilen, sivil militarist muhafazakârların da katıldığı bu gönüllü birlikler, savaştan dönen askerlerin olduğundan daha çok sol düşmanıydı. Bu arada, yeniden yapılandırılan veya yeni ittifaklarla kurulan yeni partilerin propaganda faaliyetlerinde en büyük destekçileri de hâlâ savaş öncesi konumlarını koruyan yargı ve bürokrasideki elitle birlikte büyük sermayedarlardı. Sivil toplumdaki sağcı kampanyanın önemli bir ayağını da anti-Semit propaganda oluşturuyordu ki cephedeki askerler arasında başlatılan bu kampanyayı özellikle Berlin’de basın ve sokaklardaki afişler aracılığıyla yürüten kurum, savaş öncesinin önemli ırkçı kurumlarından Pan-Alman Birliği (Alldeutscher Verband) idi.

 

ANTİ-BOLŞEVİZM KAMPANYASI

Birliğin kurucusu, Almanya’nın eski Moskova Büyükelçilik çalışanlarından Geç Konservatif gruptan Eduard Stadtler (1886-1945) idi. Tam da İmparator II. Wilhelm’in tahttan ayrıldığını resmen ilan ettiği 28 Kasım 1918’de Berlin Filarmoni’nin büyük salonunda düzenlenen toplantıyla Bolşevizm karşıtı kampanyayı başlatan Stadtler, Deutsche Bank müdürü Paul Mankiewitz (1857-1924) aracılığıyla aldığı 5.000 Mark hibe ve liberal siyasetçi Friedrich Naumann (1860-1919) aracılığıyla aldığı 3.000 Mark destekle çalışmalarına başlamıştı. 1 Aralık 1918’de Bolşevizm’i İnceleme ve Mücadele Genel Sekreterliği’ni (Generalsekretariat zum Studium und zur Bekämpfung des Bolschewismus) kuran ve kısa sürede diğer sermayedarlardan da büyük mali destek sağlayan Stadtler, aynı gün kurduğu Anti-Bolşevik Birlik (Antibolschewistische Liga) aracılığıyla da mevcut ve/ya kurulacak olan Bolşevizm karşıtı radikal sağ kurum ve kuruluşları aynı çatı altında toplamayı amaçlıyordu. Kısa sürede Almanya’nın birçok şehrinde şubeleri açılan ve anti-Semit kampanyanın öncülüğünü yapan bu çatı örgütünün en büyük düşmanı Spartakistler oldu. 

 

Yıllar sonra 1935 yılında yayınlanan anılarında Stadtler, Liebknecht ve Luxemburg cinayetini -Gustav Noske’nin talimatıyla– tezgâhlayan Waldemar Pabst ile cinayetten üç gün önce, 12 Ocak 1919’da Otel Aden’de buluşup Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg ve Karl Radek’in öldürülmesi gerektiği konusunda görüştüklerini anlatacaktır.

 

Karşı-devrimcilerin propagandası sadece Spartakistleri değil, Bolşevizm’in sembolü olan işçi-asker konseylerini de hedef gösteriyordu. İlginç bir şekilde, yeni Almanya’nın inşasında söz sahibi olacak muzaffer Müttefik devletlerin Almanya’daki gelişmeler hakkındaki tavrı da propaganda aracı olarak kullanılıyordu: Muhafazakâr basına göre, Müttefik devletler, işçi-asker konseyleri dağıtılmazsa açlık ve sefalet içindeki Almanya’ya yiyecek ve diğer acil ihtiyaç sevkiyatına asla izin vermeyeceklerini hükûmete bildirmişti. Nitekim 28 Kasım günü Ebert, ülkede düzen ve asayiş sağlama sözü vererek ABD Başkanı Wilson’dan acil gıda yardımı talep etmişti. 1 Aralık 1918’de toplanan savaş galibi ülkelerin başkanları, Bolşeviklere karşı mücadelede yeni Almanya hükümetini desteğe çağırma kararı almıştı. Osmanlı İmparatorluğu sonrasında bölgede yeni düzenlemeler sürecinde olduğu gibi, muzaffer kapitalist ülkeler için mağlup imparatorlukların topraklarıyla ilgili politikalarda, yeni rejim arayışları ve bu bağlamda Bolşevizm fobisi belirleyici rol oynuyordu. Tarihi hakkında muazzam bir literatürün oluştuğu Almanya Devrimi’nin görece ihmal edilmiş bu boyutu, hâlâ araştırılmaya ve diğer imparatorluk sonrası ülkelerde yaşananlarla karşılaştırmalı şekilde sorgulanmaya muhtaçtır.

 

Bu arada Spartakistler de boş durmuyordu. Kısa sürede el ilanları, bildiler ve özellikle günlük gazeteleri Rote Fahne (Kızıl Bayrak) aracılığıyla her gün daha çok kişiye sesini duyuran Spartakistler, Kasım'daki ayrışmada konseylerin etkisini azaltarak temsili parlamentarizmi inşa etmeye çalışan SPD-Çoğunluk yönetimine tepki gösteren radikal işçi ve askerler için önemli bir çekim merkezi olmaya başlamıştı. Özellikle Bağımsız-SPD üyesi Devrimci İşyeri Temsilcileri ve onların takipçileri, müesses nizamla işbirliği içinde giderek sağa kayan SPD-Çoğunluk ve pratikte onun lideri Ebert tarafından yönetilen hükümetin giderek sağa kayan politikalarından dolayı hayal kırıklığı yaşıyordu. Ancak geçici hükümet konumundaki Halk Temsilcileri Konseyi’nde yer alan Bağımsız-SPD üyeleri aracılığıyla sokaktaki radikal kitleleri yatıştırmaya ve kısmen kontrol etmeye çalışırken, diğer yandan yeri geldiğinde sol retoriği en iyi şekilde kullanarak solcu kitlelerdeki hayal kırıklığını engellemeye çalışıyordu. 1 Aralık’ta Berlin’in değişik yerlerinde aynı gün çok sayıda toplantı yapan Spartakistler, gelinen noktada belirledikleri stratejilerini, her toplantıya gönderdikleri, örgütün farklı liderlerinin konuşmaları aracılığıyla kitlelere aktardılar: Sol içi iktidar mücadelesinde giderek daha çok merkezi rol oynayan, parlamentarizm ve sovyet yönetimi tartışmasındaki tavır, net ve fazla keskin bir şekilde, parlamentoyu karşı devrimin aracı olarak sunma şeklinde ortaya konuyordu. İşçi sınıfına ihanet etmiş Friedrich Ebert, Philipp Scheidemann ve yoldaşlarının hükümetten kovulmasını ve iktidarın derhal işçi ve asker konseylerine (sovyetlerine) devrini talep eden Spartakistler, acilen halkın silahlanmasını ve ekonomide kamulaştırmayı savunuyordu. Bu toplantılar sonraki günlerde Bremen, Düsseldorf, Elberfeld, Solingen gibi sanayi şehirlerinde de gerçekleştirildi.